24 Aralık 2011 Cumartesi

Engellerin aşıldığı, Down cafe

Sizlere bir cafeden bahsetmek istiyorum.Bu cafenin farkı çalışanlarının Down sendromlu olması.Size servis yaparken karşılığında sadece sevgi bekleyen çalışanların olduğu özel bir yer burası.

Şişli Belediyesinin desteklediği proje, kendi çocuğu da Down Sendromlu olan Saruhan Singen'in kişisel gayretiyle açılan cafe, Mecidiyeköy Profilo alışveriş merkezine 20 metre mesafede.

Down sendromu, genetik düzensizlik sonucu insanın 21. kromozom çiftinde fazladan bir kromozom bulunması durumu ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan duruma verilen isimdir. Down sendromu sık sık zihinsel kavramadaki bozukluklar ve fiziksel gelişimin tipik yüz görünümü gibi farklı olmasıyla ilişkilendirilir.  'Türkiye'de ortalama her canlı 700 doğumdan birinde Down Sendromu sorununa rastlanıyor.
Ülkemizde evlere hapsedilmiş binlerce engelli insanlardan sadece bir kaçı bu gibi projeler sayesinde topluma kazandırılıyor.Umarım bu gibi cafelerin sayısı artar.Cafede çalışanların yüzündeki mutluluk ifadesini görmenizi özellikle görmenizi isterim.
Down Cafe yetkilisi Sibel Burunsuz sponsor sıkıntısı çektiklerini belirtti.Sibel hanım ayrıca yemeklerini karşıladıkları sözde şirket kuran bazı insanlar tarafından dolandırıldığını söylediğinde bu kadarı da olmaz dedim.Yardımı bırak böyle bir sosyal sorumluluk örneği projesini dolandırmak nasıl bir ruh haliyle bağdaşır yorumu sizlere bırakıyorum.

Şehrin göbeğindeki bu cafeye gitmeniz onları çok mutlu edecektir.Onların engelleri aşması için sizlerin desteğine ihtiyacı var.Zaman ayırıp cafeyi mutlaka ziyaret edin.Sizleri konuk etmek için bekliyorlar.





22 Aralık 2011 Perşembe

Şehrin ışıkları

Zorluklarla geçirdiğimiz 2011 artık geride kalmak üzere.Terör saldırıları , Van'da ki yaşanan deprem nedeniyle üzücü bir yıl olduğunu söyleyebilirim kendi adıma.Astrologlara göre 2012 bir çok burç için güzel ve olumlu geçeceğine işaret ediyor, yalmız birde şu merkürün geri hareketi yokmu, her olumsuzluğu buna bağlar olduk.2012 nin tüm insanlık için iyi bir yıl olmasını şimdiden diliyorum.

Kış günlerinin uzun karanlık günlerinde özellikle yılbaşı öncesi İstanbul'un belirli  cadde ve sokaklarında adeta görsel bir şölen sunar.İstanbul adeta "güzel bir kadın" gibi yılbaşı için en güzel kıyafetine bürünmüştür.Özellikle Nişantaşı,Maçka,Beyoğlu ışıltısıyla cezbeder.Avm lerde boş durmaz hepsi farklı farklı yılbaşı süslemeleri yaparlar , fakat sokak ve caddelerde ki kadar etkileyici değildir bana göre.Aşağıda çektiğim görüntüleri izlediğinizde hak vereceksiniz bana.


Nişantaşı; özellikle yılbaşının en gözde mekanı durumunda.


Atiye sokak, Nişantaşı'nın parlayan yıldızı, yılbaşı için özel olarak hazırlanan ışıklandırmasıyla konuklarını ağırlayacak.


Nişantaşı


Nişantaşı


Nişantaşı


Nişantaşı


Nişantaşı


Nişantaşı


Akaretler


Beyoğlu


İstiklal caddesi bu yılda geçen senenin ışıklandırması yerinde duruyor, seneye umarım daha farklı olur..


Demirören avm, gündüz ucube gibi görünürken, gece ışıklandırmasıyla daha estetik bir görünüme kavuşmuş..


Taksim meydanı ışıklarla donatıldı, tılbaşı kutlamalarında bu sene umarım sinirlerimizi geren o çirkin görüntüler yaşanmaz..


28 Kasım 2011 Pazartesi

Contemporary İstanbul

Bu yıl altıncısı düzenlenen Contemporary İstanbul pazar günü vakit ayırıp gezme imkanı buldum..Özellikle yurtdışından sanatçıların ve galerilerin  gittikçe artan yoğun ilgisi nedeniyle sanatseverlere bir çok eseri birarada görme olanağını sağladı.Sergiye ilgi çok yoğundu , sanata ilgi duyan herkesimden insanlar vardı.İstanbul kültür-sanatta artık bir cazibe merkezi.Artık sanatta da ciddi bir pazar haline geldi.Bu ilginin önümüzdeki yıllarda artacağı kesin.Sziler için sergiden  bazı eserleri fotoğrafladım.Seneye gidip gitmeme konusunda zihninizde bir fikir oluşturabilir bu görüntüler.













Ailesinin kendisiyle ilgilenmemesine kızan bu minik köşede tavır yapıyor.


Coca-cola kutularından oluşan tespih şeklindeki eser ilginç eserlerden biriydi.



23 Kasım 2011 Çarşamba

SALT GALATA

Garanti Bankası'nın desteğiyle müze olarak kullanılan eski Osmanlı Bankası , artık İstanbul'un kültür-sanat halkasına SALT GALATA olarak ev sahipliği yapacak.İçerisinde eski Osmanlı arşivlerinin yanısıra, 219 kişi kapasiteli Oditoryum, yeniden tasarlanan Osmanlı Bankası Müzesi, çok sayıda katılımcıyla çalışmaya elverişli Atölyeler, arşiv malzemelerini gün ışığına çıkaran Açık Arşiv, Kafe ve Restoran, Dükkân ve sergi alanlarını içeriyor.

İçerisine girdiğiniz andan itibaren kendinizi farklı bir atmosferiyle farklı zamanlara yönlendirecek SALT GALATA günümüz sanatçılarının yapıtlarına da yer verecek.Benzeri gelişmiş ülkelerde bulunan böyle bir kültür-sanat merkezini İstanbul'a kazandıran başta Garanti Bankası olmak üzere , emeği geçenlere teşekkür etmek isterim.Fotoğrafları görünce hakvereceğinizi düşünüyorum.Beyoğlu İstiklal caddesinde şubesine yürüme mesafesindeki Salt Galata İstanbullu sanat severleri bekliyor.



 Salt Galata içerisinde bulunan Book store güncel sanat yayınlarını bulabileceğiniz bir kitabevi.


                            Video izlemek için son teknoloji ürünler kullanılmış.




                                    Modern mimariye sahip açık sinemeda sanatçıların yapıtlarını izleyebilirsiniz.



  Bonzailerle süslenmiş bistroda İstanbul doors grupla anlaşma yapılmış.Lezzetli yemeklerde yiyebilirsiniz.





Osmanlı Bankası'nın kasa dairesi girişindeki kapı tonlarca ağırlıktaki devasa yapısıyla oldukça gösterişli.


Kitaplıktan da faydalanabilirsiniz.Osmanlı  bankası arşivinin yanısıra güncel kitaplarda bulunmakta.




17 Kasım 2011 Perşembe

Harikalar diyarı , lunapark..

Psikologların söylediği kadar kolay olsaydı ,çocukluk günlerime geri dönmek isterdim.Sorumluluk düşüncesinin yerleşmediği o günlerde, eğlenmek ,küçük şeylerden mutlu olabilmek çocukluk yıllarımız da daha bi kolaydı sanki.En çok eğlendiğim yer lunaparklar dı.Lunaparktayken kendimi bambaşka bir gezegende hissederdim.Babam gitme vakti geldi dediğinde, küser surat yapardım eğlenceli günün sonunda.Dönmedolaba bindiğimde en tepede durduğunda uçma duygusunun verdiği  müthiş  keyifi hissederdim.En çok güldüğüm ise çarpışan arabalara koca insanların binmesiydi.İri cüsseleriyle çarpışmanın etkisi halice daha etkili oluyordu,sinir olurdum.

Eskisi gibi halkayla sigara yakalama,hedefi vurduğunda peluş oyuncak kazandıran oyunları göremedim ne yazık ki.Günümüzde avmlerde bulunan eğlence merkezlerine bir kayışta olsa,lunaparklar bayramlarda cıvıl cıvıl çocuk sesleriyle şenleniyor.Yanınıza yeğeninizi alarak, yada arkadaşınızla bir uğrayın derim.Yaşadığımız bu sıkıntılı günlerde biraz eğlence,biraz tebessüm etmeye ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.