25 Kasım 2012 Pazar

İSTANBUL'DA SANAT RÜZGARI

Türkiye'nin en büyük çağdaş sanat organizasyonu 7.Contemporary İstanbul'un   22-25 Kasım 2012 tarihleri arasında İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı ile İstanbul Kongre Merkezi’nde  sanat severleri ağırladı.

Son günü katılabildiğim Contemporary İstanbul hayli kalabalıktı.Ülkemizde çağdaş sanata olan ilginin artması güzel birşey.İstanbul'un her alanda olduğu gibi kültür-sanat alanında da büyük organizasyonlara ev sahipliği yapması halkımızın yoğun ilgisi hayli sevindirici.

Ülkemizin bu en büyük sanat organizasyonunda en dikkatimi çeken, galeri yetkililerinin bunun bir halkın sanatla bütünleşeceği bir sanat festivali olduğunu unutup kimi zengin koleksiyonerlere nasıl pahalıya satarız nasıl daha çok parayı cebe indiririz telaşındalar.Eserler sergileniyor iyi de neden biri eserden onu üreten sanatçı hakkında bilgi verilmiyor.Bu kadar kadın- erkek , çocukların katıldığı bir etkinlikte bilgi edineceğiniz kişi sayısı çok az.

Bu eserleri satın alan çoğu hali vakti epeyce iyi insanlar yatırım amaçlı alıyorlar.Ne kadar pahalıysa o kadar değerli sanıyorlar eseri.Ne kadar yazık böyle bir düşünce.İnsanın hayal dünyasından resme,fotoğrafa yada herhangi bir sanat eserine dönüştürdüğü herşey bence çok değerlidir.Bu yüzden sanat eseri ederiyle değil insana hissettirdiğiyle değerli olur.
Gitmeyenler için Contemporary İstanbul 2012 den bazı görüntüler sunmak istedim.




   Çocukların sanata ilgisi oldukça fazla,yeni ve farklı olan herşeyi inceliyorlar haliyle.

                İlgi çekici eserlerden biri.

        Burhan Doğançay eserlerini halk ile paylaşmanın mutluluğu gözlerinden okunuyor.

   Ressam Bedri Baykam Ci'de her sene mutlaka yer alıyor.Yapıtları hakkında sanat severlere bilgi veriyor.
                Ortaköy'ün resmedildiği bu eseri çok etkileyici buldum.

Babasının kucağında sergiyi gezen ufaklık neler hayal ediyordur kimbilir?


                   Biblolar ve duvara dayanıp bekleyen galeri yetkilisi sandığım kişinin görüntüsü dikkatimi çekti.
         Üstün zekasıyla ünlü Kuzgun moda ve sanat dünyasının ilham kaynağı artık.
     
                                 Patricia Piccinini'ye ait bu eser oldukça ilgi çekici.



18 Kasım 2012 Pazar

Kitap sevgisi

Biz kitapseverlerin özlemle beklediği Tüyap kitap fuarı nihayet kapılarını açtı.Cumartesi olması nedeniyle fuar alanı epey kalabalıktı.Bu kalabalığa sevindim doğrusu.Bu tarz kültürel etkinliklere halkımız daha çok katılsa keşke diye içimden söylendim:) Kalabalığın çoğunun genci yaşlısıyla kadınlardan oluşması çok dikkatimi çekti.%60 kadın kitapsever desem abartmış olmam.Biz erkekler olarak burada kadınlardan geri kalmışız.Futbola ayırdığımız zamandan biraz feragat etsek durumu eşitleriz gibi geliyor.
Kitap fuarı denilince tabi sevdiğimiz yazara kitabı imzalatmak ayrı bir keyif.Kimi yazarların önünde uzun kuyruklar dururken kimileri gelecek okuyucuyu bekliyor.Hayatın bir gerçeği çok satanlar yada popüler olan daha çok ilgi çekiyor günümüzde.
Kitap fuarıyla birlikte diğer salonlarda Art-İst sanat fuarı da ilginizi çekebilir.Çeşitli ressamlara ait yağlı boya tablolar, heykeller fotoğraf sergileri satın almasanız bile görülmeye değer.
Tüyap fuar alanı şehre biraz uzak ister otomobille gidin ister toplu taşıma araçlarıyla gününüzün büyük kısmını yolda geçireceksiniz.Kitap için değer mi? Bence değer.
25 Kasım'a kadar sürecek fuara mutlaka gitmenizi öneririm.Unutmayın her kitap ayrı bir dünyadır:)

Fotoğraflarda da görüldüğü gibi kadınların kitaba olan ilgisi hayli fazla.


Tuna Kiremitçi'de fuarda okurlarıyla buluşan yazarlarımızdan.


Erdil Yaşaroğlu hayranlarının uzun kuyruk oluşturmasından hiç şikayetçi görünmüyordu..

Nilgün Belgün yeni çıkan Hayat...Sen Benimsin kitabını imzalarken

Yemek yazarı Emine Bederyeni tariflerini okuyucularıyla buluşturuyor.

Art-İst Fuar alanından

Fuar alanı çocukların sevinç görüntüleri her salona hakim..


Galeride Ney çalan konuklarını sufi müziğiyle karşılıyor

Çocuk fotoğrafta ki galaksiyi izlerken kim bilir neler düşlüyor.

5 Kasım 2012 Pazartesi

Güzel atlar diyarı

Kapadokya nasıl anlatılır ki kelimelere. Güzel atlar ülkesi, periler diyarı olarak adlandırılır genelde.Bozkırın o tekdüzeliğinde milyonlarca yıl önce Erciyes ve Hasan dağının lavlarını püskürmesiyle, rüzgarın ve suyun şekil verdiği bu olağanüstü güzelliği ilk gördüğümde kendimi farklı bir gezegende hissetmeme neden oldu.Bu nasıl bir güzellilk , ülke olarak ne kadar zengin bir coğrafyaya sahip olduğumuzu bir kez daha yerinde görmüş oldum.Kapadokya bölgesi bir çok ili sınırları içine alsada Ürgüp,Göreme,Avanos bu üç nokta da yoğunlaşıyor peribacaları oluşumu.
Havanın soğuk olacağını düşünürek biraz fazla giyecek aldım fakat bölgeye ulaştığımda yazdan kalma günler yaşanıyordu.Yanıma aldığım kıyafetler sadece yük oldu bana.
Sonbaharın yumuşak ışığında sararmış yaprakların eşliğinde fotoğraf için güzel şartlar vardı.Fakat katıldığım turun kötü orhanizasyonu otelin çok kötü olması gezimi gölgelesede, edindiğim dostluklar ve bölgenin büyülü coğrafyası herşeyi unutturuveriyor.
Bölgenin yaşamına taş önemli bir yer tutuyor.bunu heryerde yoğunlukla gözlemlemeniz mümkün.Konutların tümü cepheleri ya taştan yapılma yada en azından kaplaması bu şekilde.Bir çok taş atölyesi ve çömlek atölyesi var.Hediyelik dükkanlarda bunları bulmanız mümkün.Hediyelik dükkan demişken bölgede ilginç bir ticari zeka örneğine şahit oldum gittiğim bir onyx taş mağazasında. Mağazada bütün ürünlerin önüne euro fiyat etiketi konulmuş tl etiketi yok.Üstelik rakamlarda çok yüksek.Neden TL etiketi koymadıklarını sorduğumda turistin kafası karıştığını  bu nedenle koymadıklarını belirtti. Ayrıca Hacı Bektaş'da 10 lira ya aldığım tespihindaha düşün  bir benzerini 30euro ya sattıklarını görünce şok oldum.bu şekilde turisleri kazıklamaya çalışırsak bir çok insanı gelmekten yada hediye almaktan vaz geçiririz.

Kapadokya gezisiyle ilgili genel düşüncem bölge harika adı üzerinde fakat konaklanan otellerin çoğunun  kalitesizliği mağaza personellerinin turisti tamamen misafir olarak değil bir söğüşlenecek kişi olarak algısı çok yaygın.Bölgeye gitmeyi planlıyorsanız kaliteli otel ve tur şirketlerini tercih edin ve benim gibi son dakikaya işinizi bırakmayın .Unutmandan balon turu evet biraz pahalı ama (270TL) yinede değer diye düşünüyorum.

Şimdi fotoğraflarla bir gezintiye ne dersiniz.Hadi bakalım :)


Kışın soğuk yazları çok sıcak olduğundan Sonbahar mevsimi kapadokyayı gezmek için çok uygun.





Deve şeklinde ki bu peri bacası pek ünlü , zarar görmemesi için önü tahta çitle kapatılmış.

Kapadokya da en keyifli anlardan bir tanesi balon turu.


 Balonun havalanması için hidrojen yakıtı kullanılıyor.
 1500-1600 mt yükseklikten Avanos çok küçük bir yerleşim olduğu açıkça görülüyor.

Hediyelik eşya dükkanları farklı seçenekler sunuyor,siz alırken yinede kazıklanmamaya dikkat edin.

 Bölgede mimari yapısı Caminin minaresine bu şekilde yansımış.

 Diziyle meşhur olan Asmalı konak.


Bölge volkanik yapısı nedeniyle taş çeşitliliği bakımından çok zengin, bunlardan en önemlisi Onyx taşı.


Çömleklerin asılı durduğu kurumuş ağaç gövdesi
 Uçhisar genel görünümü

Nazar boncuklarının asılı olduğu bu ağaç en çok fotoğrafı çekilenlerden.
 Türkiye'nin en uzun nehri Kızılırmak, sessiz sakin bir şekilde Avanos yakınından geçiyor,balonlar gökyüzünde gündoğumunu karşılıyor.
Kızılırmak kenarında ki adını öğrenemediğim  bu çiçeklerin ters ışıkta ki görüntüsü muhteşem.