28 Ağustos 2012 Salı

Hoyrat bir deniz, muhteşem kumsal, büyüleyici iyot kokusu

Bayram tatili İstanbul'da nereye gideyim derken daha önce hiç gitmediğim İstanbul2un karadeniz kıyısında ki Karaburun'a yolum düştü.Arnavutköy ilçesine ait olan Karaburun İstanbul'a yaklaşık 1 saat uzaklıkta.Karaburuna köy yollarından gidileceği gibi isterseniz Kemerburgaz'a uzayan otoyolla da gidebilirsiniz tercih size kalmış.
Karaburun'da sizi ilk karşılayan apartmanlar olur.Bu sizi hayalkırıklığına uğratmasın , yavaşça ilerlediğinizde yamaça kurulmuş olan merkezden aşağıya doğru inerken deniz ve upuzun muhteşem kumsalını gördüğünüzde çok güzel bir yere geldiğinizi anlayacaksınız.
Manzarayı izlerken beni ilk etkileyen kuvvetli esen poyrazın denizden getirdiği iyot kokusunun ciğerlerime işlemesi oldu.O nasıl bir esinti nasıl güzel bir koku anlatamam hissetmeniz lazım.
Sahile indiğinizde ilk uğrak yeri balıkçıların bulunduğu liman karşılar sizi.Av yasağı nedeniyle gittiğimde sakin olan limanda bir balık lokantası hizmet vermekteydi.Karaburun sahili boyunca bir çok balık lokantası bulunuyor özellikle Kalkan balığı tavsiye ediliyor.
Plaja indiğimde kuvvetli poyrazın etkisiyle sahile vuran dalgaların görüntüsü çok etkileyiciydi.Tabi bu etkileyici görüntü bir o kadar da tehlikeli.Bunun nedeni RİP akıntısı yani kıyıya vuran dalganın ters dalga yaratarak insanı açığa doğru çekmesine neden oluyor.Bu nedenle sahil boyunca bazı bölgelerde denize girilemez levhaları bulunuyor.Cankurtaranlar sürekli tetikte bekleyerek boğulma vakası yaşanmaması için sürekli gözlem yapıyorlar.Konuştuğum bir cankurtaran burada özellikle rüzgarlı havada iyi yüzme bilen bir kişinin bile denize girmesinin tehlikeli olduğunu belirtti..
Karaburun'da beğenmediğim görüntüler de vardı.Kendine özgü bir mimari dokusu yoktu apartman ve villalarla çevrili bir görüntüsü var.Daha çok İstanbul'un avrupa yakasında oturan kişilere ait yazın kalınan konutlardan oluşan bir yapı.İstanbul'a yapılacak 3.köprü nedeniyle bu yapılaşmanın daha da artacağını söylemek süpriz olmaz.Ev ve arsa fiyatlarının da arttığı Karaburun bu gidişle çok daha İstanbulluyu kendine çekecek.

Karadenizin esintisini , denizin iyot kokusunu içinize çekmek, kumsalunda yürümek , mevsim balıklarını tatmak, hırçın dalgaların sesini dinlemek istiyorsanız.İstanbul'a bir saat mesafede ki Karaburun tüm güzellikleriyle sizi bekliyor.


Karaburun limanını Karadeniz'in azgın dalgalarından koruyan dalgakıran.


Karaburun sahilinin genel görüntüsü.


balık avı yasağı nedeniyle tekneler limanda bakımdan geçiriliyor.
Limanda bekleyen tekneler boyanmış vaziyette av yasağının bitmesini bekliyor.


Limandan ayrı olarak yapılmış bir balıkçı barınağı.
 Balıkçılar zarar gören ağlarını onarırlarken.
Karadenizin hırçın dalgalarıyla dövdüğü dalgakıran aşıklarında buluşma yeri.


Dalgalarla eğlenen bir kız çocuğu.


Sahilde bazı yerlerde denize girmek tehlikeli her ne kadar uyarıcı levhalar konulsa da bu uyarıları dinlemeyenler var ne yazık ki.
Dalgaların sürekli dövdüğü kumsal ürkütücü gözüküyor.

Kumsala vuran çakıl taşlarının görüntüsü muhteşem. Karaburun hatırası olarak bir tane çakıl taşı koydum cebime:)

İnsanlar fazla açılmadan denizin keyfini çıkarırlarken.

Çocuklar  hep aynı büyükler güneşlenirken onlar kumlarla oynayarak eğleniyorlar.


Kumsalın yalnız sakini Çomar gölgelik bir yerde bizler gibi keyif yaparken.

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Şehr-i İstanbul'da Ramazan çoşkusu

Oruçlar tutuldu, sahura kalkıldı, teravihler kılındı , dualar edildi, kutsal, emanetler ziyaret edildi ve Onbir ayın sultanı Ramazan'ı uğurladık. Bu sene özellikle yılın en sıcak ayı olan Temmuz'a denk gelmesi daha bir zorladı insanları.Aşırı nemli sıcak hava üstüne köprülerde ki bakım nedeniyle çekilen trafik çilesi İstanbulluyu epey zorlasada insanlar inançlarını yerine getirdi tüm bu zor koşullara rağmen.

İstanbul'da Ramazan diyince üç yer dikkati çekiyor bunlar, Sultanahmet,Eyüp Sultan Cami ve Feshane.
Sultanahmet tam anlamıyla Ramazan'ın tamamında özellikle iftar sonrası mahşeri bir kalabalığa ev sahipliği yapıyordu. İki yıldır kurulan Asırlık tatlar ve sanatlar çarşısı halkımızın en çok ilgi gösterdiği yer oldu.İçerisinde köfte,döner,sucuk gibi yiyeceklerin satışına izin verilmediği ki bu karar çok doğru bana göre.. çarşıda daha çok, Kanlıca yoğurdu, Vefa bozası, Osmanlı şerbeti gibi yerel tatlar yiyecek olarak insanlara sunuldu.Sultanahmet'de ki standlara özellikle yabancı turistlerin ilgisi çok büyüktü.diğer bir mekansa eyüp Sultan cami ve türbesi.İnsanların çok uzaklardan gelip dua ettiği, avlusunda orucunu açtığı eyüp sultan türbesi tadilat nedeniyle içine girilemese de insanlar orda olmanın huzuru içerisinde ibadetlerini yerine getirdiler.

Feshane de ise Ramazan çoşkusunun sanatçıların katılımıyla düzenlenen türk müzüği ve ilahi müzik dinletileriyle keyifle yaşandığı bir mekan olarak ayrı bir yer edindi İstanbul'da.

On bir ayın sultanı Ramazan Şehr-i İstanbul'da huzur, keyif ve paylaşımlarla güzel bir şekilde yaşandı.Darısı bir daha ki ramazanlara.

İftar vakti yaklaşırken Süleymaniye camisinin hilal ile bütünleşen görüntüsü muhteşem bir göz ziyafeti sunuyordu.


 Eminönü Yeni Camii ve meydanın görünüşü.

 Eminönü iftar çadırında iftar vaktini bekleyen insanlar.
 Geleneksel sanatlarımızdan Hacivat ve Karagöz'ün atışmaları çocuklar tarafından ilgiyle izlenirken.

Sultanahmet cami önündeki yeşil alanda iftarı bekleyen aileler.


Karpuzcusu,mısırcısı , macuncusu sultanahmet meydanında ekmeğini kazanmak için sahura kadar çalışıyorlardı.



 Çocukların öğretmenlerini dikkatle izleyişi çok sevimli bir andı.




 Eyüp Sultan türbesi iğne atsan yere düşmeyecek şekildeydi.







Vefa bozacısı asırlardır koruduğu lezzetiyle günümüzde hala ayakta kalmayı başaran tatlarımızdan.

6 Ağustos 2012 Pazartesi

İstanbul'da taze bir nefes; Anadolufeneri


Yaz sıcaklarının kendini iyiden iyiye hissettirdiği şu günlerde, İstanbul’da “nereye gitsek” diye düşünüyorsanız; Anadolufeneri  hiç şüphesiz harika bir seçenek olacaktır.Şehirden yalnızca bir saat uzaklıkta yeşille mavinin buluştuğu bir yerde kısa bir süreliğine de olsa temiz havayı solumak , biran için olsa da şehrin keşmekeşinden kurtulup huzur veren bir yerde olmak harika bır duygu.
İstanbul boğazına Karadeniz’den giren gemileri  Anadolufeneri selamlar. Fenerin bahçesinden boğazın girişinde ki muhteşem manzarayla büyüleneceğinize eminim.
Anadolufeneri, tesis bakımından kısıtlı seşenek olduğundan , Anadolukavağı kadar kalabalık değildir.Burada bulunan “Kaptanın yeri” müthiş manzarası , denizden avlanan günlük balık çeşitleriyle nefis bir gün geçirmenizi sağlayabilir.Menü fiyatları ne ucuz ne pahalı.
Fenerin hemen yanında bulunan Hamidi Evvel caminin balkonundan koyun muhteşem manzarası nı izleyebilirsiniz.Özel aracınızla ya da Kavacık’dan kalkan otobüslerle , orman içerisinden gidilen yol görülecek güzel manzaranın müjdecisi adeta.                                                                                      
İstanbul şu sıralar trafiği ile hepimizi biraz sıkıntıya soksada.Yanıbaşında bulunan güzelliklerle bu stresden uzaklaştırıp huzur verici bir görünüme bürünüyor.
Siz bence ne yapın edin bu güzelliği görün.Daha önce gittiyseniz bir daha görün.Anadolufeneri muhteşem manzarasıyla size kısa bir süreliğinede olsa rahatlatıcı bir terapi etkisi yapacaktır.
 Bu doyumsuz manzara istanbul'un hemen yanıbaşında.Şehirden biraz uzaklaşmak ve ayrıca , taze bir nefes almak için kesinlikle görülmeli.

 Kaptanın Yeri'nde manzara bu şekilde.Nefis balıkları yerken manzara bu lezzeti daha da arttırıyor.



İyi yüzme bilenler kayalıklardan denize atlarken.Siz siz olun azgın Karadeniz dalgalarına dikkat edin derim:)


Anadolufeneri yerlisi genelde geçimini balıkçılıkla sağlıyor.

 Fener ve yanında bulunan Hamidi Evvel cami Karadeniz ufkunu selamlıyor.

Rengarenk çiçekleri, yoğun orman dokusu üstüne, serin Poyrazın getirdiği nemli hava bölgenin zengin bitki türleri oluşumuna sebep olmuş.

Yeşillle mavinin kucaklaştığı Anadolufeneri' nde çocuklar güneşin ve  oynayarak mis gibi havanın tadını  çıkarıyorlar.






Hamidi evvel caminin balkonunda ki büyüleyici manzara , insana tüm dertlerini biran için unutturup huzur veriyor.