27 Haziran 2013 Perşembe

Gözden ırak bir yer; Kısırkaya

Gidilmemiş yerleri, gözden ırak yerleri hep merak etmişimdir. Günümüzde bilinmedik pek fazla bir yer kalmadı açıkçası.Şehrin sınırları gittikçe genişleyen İstanbul'un kuzeyinde bulunan Kısırkaya, Sarıyer ilçesi sınırlarında küçük bir yerleşim yeri .Sarıyer'de bulunan diğer komşuları Rumelifeneri,Kilyos gibi pek popüler değildir.O nedenle pek bilinmez. Daha önce hiç gitmediğim Kısırkaya'ya orman yollarından Zekariyaköy-Uskumruköy-Gümüşdere güzergahıyla gidiliyor.
Daha önce köy olan Jısırkaya artık mahalle konumunda.Ayak basar basmaz etkilendiğimi söyliyemeyeceğim. Yamaca dayanmış merkezinde dolaşırken tesadüf eseri karşılaştığım Cami imamının oğlu Gökhan bana rehberlik etti.Kendisine burdan tekrar teşekkürlerimi iletiyorum.

Gökhan'la birlikte gezerken,yamaçtan gördüğüm kumsalın görüntüsü büyüledi adeta beni.Karadeniz dalgalarının dövdüğü kumsalda, müthiş estetik kayalar bulunuyor.Kısırkaya adının buradan gelip gelmediğini öğrenemedim ne yazık ki.

Diğer sahil kasabaları gibi balıkçılık pek yapılmıyor, yeme içme mekanları bir elin parmağını geçmiyor, konaklama için fazla mekan yok. Turizm konusunda Rumelikavağı ve Rumelifeneri gibi bir çok işletme yer alırsa Kısırkaya'nın kaderi değişebilir.

Gözden ırak bir yer Kısırkaya, kaderine terk edilmiş bir hali var.Herkes bir bekleyiş içerisinde.Yolunuz Sarıyer tarafına düşerse uğrayın derim en azından havasını soluyun. Mayıs ayında gittiğim Kısırkaya'nın bitki çeşitliliğinden, muhteşem florasından çok etkilendim.İstanbul'da bu kadar çiçek bitki çeşidini birarada görmek beni mutlu etti açıkçası.


Kısırkayayı en azından bu inanılmaz florası ve Karadenizden esen poyrazını hissetmek için görün derim.



















25 Haziran 2013 Salı

Dolunay da İstanbul

Berat kandili gecesi dolunayın çıkacağını öğrendim ve hazırlıklara başladım. Sonra öğrendim ki, ay bu gece dünyaya en yakın noktaya geldiğinden yüzde 12 daha büyük görüneceğini bende ki heyecan daha da arttı.

Ellerin duaya kaltığı, herkesin birbirine sevgi dilediği bir günde dolunayın daha büyük ve parlak olması bana daha bir anlamlı geldi. Çekim yeri olarak dolunayın görüntüsü Karaköy'den müthiş görünüyordu. Hava tam kararmadan alaca karanlık vaktinde ay sarımsı bir renk alır üzerindeki yer şekilleri kraterler daha belirgin gözükür. Havanın da açık olmasıyla güzel kareler yakaladığımı düşünüyorum.

Ertesi gün Boğaziçi'nde çekmek istiyordum dolunayı, ilk aklıma gelen yer Kuruçeşme'de ki turistik bir işletmenin terası açı olarak çok uygun görünüyordu. Kadraj da Defterdar İbrahim Paşa cami de vardı. Ayın doğmasını sabırla beklemeye başladım. Bekliyorum dakikalar ilerliyor ay çıkmadı Boğaziçi körüsünü çekip işletmeden ayrıldım. Daha sonra Ortaköy'e yürüdüm biraz çarşıda dolanayım derken tam köprünün yanında dolunay gözüktü. Doğal olarak içimde bir sevinç oldu. Tripodu kurdum Dolunaylı Boğaziçi köprüsünü çektim. Bu şehir dolunayla bir başka güzel.