26 Eylül 2013 Perşembe

Avrupaya açılan kapı Edirne

Ülkemizin bir köşesi, görkemli Selimiye camisiyle, Meriç-Tunca nehirleriyle, Avrupaya açılan kapı olma niteliğiyle, ciğer tavasıyla ,ayçiçek tarlalarıyla, Kırkpınar güreşleriyle  Edirne gittikçe daha çok insanı cezbetmeye başladı.

Edirne'ninen büyük avantajı kesinlikle mevcut otoyol. İstanbul'dan 2 saat 10 dakikada ulaştık Edirne merkeze. Bomboş otoyolda ülkemizin sınır kentine bu kadar kolay uluşmak şaşırttı beni açıkçası.
Şehire girer girmez Selimiye caminin ihtişamını görünce ilk önce etkiliyor insanı. Mimar Sinan'nın eseri bir şaheser gibi yıllara meydan okuyarak heybetle duruyor. Hemen yanında bulunan Eski cami daha mütevazi gibi gözüksede içine girdiğinizde hayran kalıyorsunuz.

Edirne'yi gezerken en çok gördüğünüz ciğer tava lokantaları.Pek ciğer sevmesem de biraz tadına baktım ama yok ne kadar süslensede bana pek lezzetli gelmedi, sevmediğimi baştan söylemiştim:) Ciğer sevmeyenler için Köfte diğer bir seçenek bilginiz olsun.

Edirne'de ülkemiz sınırını da çizen Meriç ve Tunca nehirleri görülmeye değer güzellikte. Durgun akan bie vaziyette kemerli köprüleriyle muazzam bir görüntüsü vardı. Yanında bulunan çay bahçelerinde hafif esintiyle birlikte içtiğim çayın keyfini anlatamam.

Şehir merkezinde İstiklal caddesine benzer trafiğe kapalı bir çarşı alanı bulunuyor.Edirneliler genelde burda alışveriş ve eğlence amaçlı vakit geçiriyor.

Bu gezim daha çok şehir merkezinde vakit geçirdim. Sizde görmek isterseniz Edirne günübirlik gezerek bu tarihi kenti görme şansını elde edebilirsiniz. Edirne'den boş dönmedim, magnet almadım, Selimiye caminin alt tarafında bulunan çarşıda tarihi mağazada badem ezmesi aldım.Tadı enfes ti tavsiye ederim. Şimdi söz fotoğraflarda iyi gezmeler:)

Tarihi eski caminin içerisi çok görkemli görünüyor

Selimiye Cami arka fonda hatıra fotoğrafı çektirebilirsiniz..

Edirne şehir merkezinde bulunan trafiğe kapalı cadde süs havuzları ve çeşitli heykellerle süslenmiş.

Yılların emektarı Şükrü amca aynı titizlikle işini sürdürmekte..

Edirne de faytonlar da bulunuyor. Meriç ve Tunca nehri kenarlarında fayton sefası yapabilirsiniz.

Edirneli Faytoncu


Tunca nehri.

Tunca nehri üzerinde ki kemerli köprü

Hehir üzerinde bir tahtanın üzerinde ki kaplumbağa çok ilgimi çekti oraya kendimi çıkmıştı birisimi bu şekilde koymuştu anlamak zor..

Tunca nehri üzerindeki kemerli köprüden Selimiye cami net olarak görülebiliyor..


Selimiye cami önündeki kuşlara yem satan teyzen,nyüzündeki kırışıkların ayrı ayrı hikayesi var gibi..

Eski camiden bir görüntü
 

3 Eylül 2013 Salı

Çocuklar

Minicik yüreklerinde kocaman sevgi vardır. Duygularını çok kolay belli eder çocuklar. Bir hediye almışsa hemen yansır yüzüne tebessüm eder, yada babası kızmışsa asar suratını, istediği oyuncak alınmamışsa başlar ağlamaya. Biz yetişkinler gibi değildir çocuklar, duygularını saklamazlar, yansıtırlar bir şekilde. Belkide bu yüzden seviyorum çocuk fotoğrafları çekmeyi.

Çocuklara biraz ilgi gösterildiğinde hemen arkadaş olunabileceğini deneyin farkedeceksiniz.Onlarında isteği aynı ilgi ve şefkat.İçlerinde hesap kitap yapmadıkları için biraz sevgi gösterdinizmi açarlar yüreklerini size. Çocuk fotoğrafları çekerken hiç zorluk çekmiyorum.Tabi bunda yaklaşım tarzınız da önemli. Yanımda bazen ufak hediyeler yada bisküvi,kraker tarzında yiyecekler taşıyarak onlara hediye ediyorum.

Çocuk fotoğrafları için mekan ayırt etmiyorum, Balat'ın tarihi sokaklarında da , Çeşme Alaçatı sokaklarında da, ya da bir festivalde de çekim yapabiliyorum. fotoğraf çekerken içten , samimi olduğumu ve amacımın onu en güzel ifadesini yakalamak olduğunu hissettirdiğim an daha bir güven kazanarak poz vermeye kendisi başlıyor.arada konuşmalar, şakalaşmalar tabi ebeveyneriyle iletişim de çok önemli. Çoğu anne-baba artık niye çekiyorsun, kime çekiyorsun amacın ne? gibi sorular sormuyor. anna-babanında güvenini kazanınca fotoğraf artık keyife dönüşüyor bazen epey uzuyor izin isteyip çekime devam ediyorum:)

Evet zor şartlarda geçinen çocuklar da var, küçük yaşta çalıştırılan,hatta evlendirilen,  sokaklarda yaşayanlar bu uzayıp gider malesef. Bunu yapan ise biz yetişkinleriz. Onların küçücük sevgi dolu pırlanta yüreklerini yaptığımız yanlışlarla bizler kirletiyoruz.Bu zor koşullara, yaşadıkları mağdurluklara, haksızlıklara , hayatlarının en güzel en eğlenceli zamanlarını biz yetişkinler yaptığımız yanlışlıklar yüzünden çocukların bugününü mahvettik. Bundan sonrası için en azından birşeyler yapmalıyız.
Aşağıda ki fotoğraflara bakın ve gözlerinde ki yüreklerinde ki o masum sevgiyi bir daha farkedin.